(2023 Enternasyonalist Komünist Eğilim'in 1 Mayıs Bildirisi)
Kapitalizmin varlığını sürdürmesi giderek daha yüksek bir bedel gerektiriyor. İster hızla artan yaşam maliyetleri, yükselen faiz oranları, çöken bankalar, çevresel felaketler yoluyla olsun, ister hayatta kalmak için kaçmak zorunda kalan insanlar üzerinden olsun. Savaş sonrası ekonomik yükselişin sona ermesinden yarım yüzyıl sonra, kapitalist sistem insanlığı uçuruma sürükleme tehdidinde bulunuyor. Ukrayna'daki savaş yalnızca "uluslararası barış ve güvenlik düzeninin" var olmadığını göstermekle kalmıyor, aynı zamanda sermayenin kâr arayışının tek çözümünün gezegeni yağmalamak ve yok etmek olduğunun da korkunç bir kanıtı. Bunu, yalnızca işçi sınıfı, emek gücüyle dünyanın zenginliğini üreten sınıf önleyebilir. Bu da ancak o sınıfın hem ücret sisteminin yıkıcı gücünün hem de kendi potansiyel kolektif gücünün farkına varmasıyla mümkündür.
== Bu Noktaya Nasıl Geldik?
İkinci Dünya Savaşı'nın ardından yaşanan ekonomik canlanmanın, bundan böyle kapitalizmin ve onun kâr arayışının giderek artan bir barış ve refah dünyasını garanti edeceğinin kanıtı olması gerekiyordu. (Batı'da) bayağı tüketiciliğin muazzam genişlemesine rağmen, gerçekler ise çok farklıydı. 1970'lerin başında, kâr oranının düşme eğilimi yeniden kendini gösterdi ve doların egemenliğini ve Pax Americana'yı garanti altına almayı amaçlayan Bretton Woods sistemi, ortaya çıkan ekonomik krizin bir sonucu olarak terk edildi (1971-3). Bir önceki çağda bu durum doğrudan dünya ekonomisinin çöküşüne ve büyük bir emperyalist çatışmaya yol açardı. Bunun yerine, dünya egemenleri 1930'lardaki gibi bir bunalımdan kaçınmak için bir önlemden diğerine geçtiler. Bu süreçte SSCB çöktü ve bununla birlikte onun devlet kapitalizmi sisteminin gezegendeki herhangi bir yerden daha ilerici olduğuna dair süregelen tüm yanılsamalar da yok oldu. Aynı zamanda Batı'daki hükümetler zarar eden endüstrileri kamulaştırdı ve üretimi yeniden yapılandıran ve Çin gibi ucuz işgücü bölgelerine taşıyan 'özel kapitalizmi' (yani büyük işletmeleri ve çok uluslu şirketleri) teşvik etti. Bu sadece krizi uzattı ve çelişkilerin üst üste yığılmasına izin verdi. Sanayinin kapitalizmin Batı'daki merkezlerinden düşük ücretli bölgelere kaydırılması, Çin'de ücretli emekçilerin acımasızca sömürülmesiyle gelişen emperyalist bir rakibin yükselmesine yol açtı. Bunun başlıca sonuçlarından biri, 1979'dan bu yana çoğu işçinin reel ücretlerinin düşmesi olmuştur. Aynı zamanda, finansın serbestleştirilmesi sadece zenginlerin daha da zenginleşmesine değil, aynı zamanda 2007-8'deki balonun çöküşüyle sona ermeyen büyük spekülasyonlara da yol açtı. Bugün dünyadaki en zengin %10'luk kesim tüm gelirin %52'sini almaktadır. Ya da başka bir deyişle, dünya nüfusunun yaklaşık %55'i dünyadaki toplam servetin %1,3'ü ile geçiniyor. COVID salgını bile giderek daha fazla servetin daha az sayıda elde toplanmasını durdurmadı (ve aslında hızlandırdı). "Oligarklar" sadece Doğu Avrupa'da bulunmuyor - her yerde iktidar iplerini ellerinde tutuyorlar.
Bu arada, savaş ve 'doğal' felaketlerin insanların istikrarlı profesyonel kariyer ve güvenli bir gelecek gibi hayallerini yok etmediği yerlerde, bu şeyler giderek güvensiz ve güvencesiz (diğer bir deyişle "boktan") işler meydana getiriyor. Medyanın beslediği anlık mutluluk hayalleri ile gerçek kapitalist dünya arasındaki uçurum derinleştikçe psikolojik sorunlar da artıyor.
== Ukrayna Savaşı
Şimdi Ukrayna'da 15 aydır devam eden acımasız bir savaşın içindeyiz. Ancak bu sadece Ukrayna ya da Rusya ile ilgili değil. Bu daha geniş bir savaşa giden yolun ilk adımı. Ukrayna halkının bugün yaşadığı acılar yarın hepimizin yaşayacağı acılardır. Ve bugün hem Rus hem de Ukraynalı işçiler neyi savunmak için cephelerde ölümle pençeleşiyor? Oligarşik kliklerinin mülklerini ve çıkarlarını. Yöneticilerimiz için "ulusun" savunulması, üretim araçlarına sahip oldukları ve kontrol ettikleri için anlamlıdır. Nüfusun geri kalanı için emperyalist savaş, evlerini ve geçim kaynaklarını kaybetmek ve birçoğu için de hayatın kendisini kaybetmek anlamına geliyor.
Elbette her iki tarafın propaganda makineleri de bizi "kendi ülkemiz" için ölmemiz gerektiğine ikna etmek için var güçleriyle çalışıyorlar. Rus tarafında, NATO'yu sınırlarına kadar getirmeyeceğine dair verdiği her sözü tutmayan hain Batı'nın ihanetinin kınanması, LGBT+ haklarını tanıdığı için "pedofil" Batı'nın yozlaşmış olarak tasvir edilmesiyle eşleşiyor. Ancak "aile değerleri" Stalin'in canlandırmasından bu yana Rus milliyetçiliğinin vazgeçilmezi olmuştur. Diğer taraftan Putin, ABD ve müttefikleri için bir propaganda hediyesi olmuştur. Yıllarca içeride ve dışarıda muhaliflerini zehirledikten, öldürdükten ve hapse attıktan sonra, Ukrayna'yı işgalini bir megalomanın eylemi olarak göstermek kolaydır. Buna bir de Rusya'nın (Çeçenistan'da başlayıp Suriye'de mükemmelleştirdiği) ele geçiremediği her şeyi yok etme yönündeki acımasız stratejisini eklediğimizde, Batı'nın bunun SSCB'nin çöküşünden faydalanan Batılı kibir ile Kremlin rövanşizmi arasındaki bir savaş değil, "otokrasi "ye karşı "demokrasi" arasındaki bir savaş olduğu yönündeki anlatısı daha da güçleniyor. ABD ve İngiltere'nin Irak'ta işlediği savaş suçları ya da NATO'nun eski Yugoslavya'yı bombalaması artık çoktan unutuldu.
== Emperyalist Çatışma
Ukrayna'da patlak veren savaş, kapitalizmin ekonomik krizine yönelik 'nihai çözümüne' doğru yeni bir adıma işaret ediyor: genel emperyalist savaş. Bunun ne zaman patlak vereceğini bilmiyoruz, ancak daha önce çatışmalar ekonomik yaptırımlar ve ticaret savaşlarıyla sınırlıyken, Ukrayna savaşı büyük güçler arasında doğrudan şiddete doğru bir adımdır. ABD ve müttefikleri Rus güçlerine karşı fiilen savaşa asker göndermiyor olabilir, ancak Ukrayna'da konuşlandırılan Batı silahlarının miktarı yalnızca Rus işgalini kışkırtmakla kalmadı, aynı zamanda sonuçta önemli bir fark yarattı. Daha da temelde bir silahlanma yarışı başlatmıştır. NATO Ukrayna'ya o kadar çok silah ve mühimmat gönderdi ki artık rezervlerinin neredeyse tükenmek üzere olduğunu keşfettiler. Neredeyse otuz yıldır atıl durumda olan silah üretim hatları şimdi yeniden çalıştırılıyor. Bu hatların kapasitelerini arttırmak için yeni yatırımlar yapılması gerekiyor. Rusların 2014'te Kırım'ı geri almasının ardından silahlanma harcamaları zaten artmıştı, ancak Ukrayna savaşının başlamasından sonraki birkaç ay içinde küresel askeri harcamalar ilk kez 2 trilyon doları geçti ve bunun en az %60'ı NATO ülkelerinde gerçekleşti. Dünyanın en çok askeri harcama yapan ülkeleri arasında ABD hala diğer 9 ülkenin toplamından daha fazla silah harcaması yapıyor ama hepsi de daha fazla harcama yapmayı planlıyor. Savaşın başlamasından bu yana "askeri modernizasyon" için 100 milyar Euro taahhüt eden Almanya, savaş bölgesine silah satmayı reddetme yönündeki uzun süredir devam eden tutumunu tersine çevirdi. Askeri bütçeler her yerde artıyor ve bu yeni silahlanma yarışı daha büyük bir çatışmaya doğru atılan geri dönülmez bir adım.
Bu da yetmezmiş gibi, savaş dünyanın bölünmüşlüğünü daha da derinleştirdi. Son otuz yılın küreselleşmesi (yani Batı finans sermayesinin yeni alanlara yayılması ve kapitalizmin sınırlarındaki ucuz emeğin aşırı sömürülmesi) şimdi geri vitese takmış durumda. Özellikle, ‘yeşil teknoloji’ yarışında ABD’nin konumunu güçlendirmek ve 'yeşil teknoloji' yarışında Çin’in altını oyma amacıyla Biden’ın Enflasyon Azaltma Yasası’nın (IRA) yeni 'yeşil' işletmelere büyük devlet sübvansiyonlarının sunulduğu ABD’de korumacılık yükselişte. Askeri cephede İsveç ve Finlandiya NATO üyeliği peşinde koşarken, Rusya, Çin ve İran Batı'nın yaptırımlarından kaçmak ve birbirlerine askeri ve ekonomik destek vermek için giderek daha fazla yakınlaşıyor.
ABD egemen sınıfı hemen hemen her konuda keskin bir şekilde bölünmüş olabilir, ancak birleşme noktası Çin'dir. 1945'ten bu yana ABD hegemonyası SSCB'nin sonunu getirdi ama Çin çok daha ciddi bir tehdit oluşturuyor. SSCB sadece askeri güce dayanıyordu, ancak Çin aynı zamanda ABD hegemonyasının ana dayanağı olan ve dünyanın rezerv para birimi olarak hala güçlü olan dolara tehdit oluşturacak kadar ekonomik güce de sahip. Dolar hala egemen ama yirmi yıldır düşüşte. Ve savaş, barış sırasında ucuz Çin mallarının yaptığından daha fazla zarar verdi. Bugün daha fazla ülke dolar varlıklarını azaltıyor ve diğerleri de onu rezerv ya da ticaret para birimi olarak kullanmayı bıraktı. ABD'nin müttefiki Suudi Arabistan bile renminbi karşılığında petrol ticareti yapıyor. O halde Blinken ve Biden'ın, ister teknolojisi (Huawei ve TikTok) ister Tayvan'a yönelik tehdidi yoluyla olsun, Çin'in yarattığı daha büyük tehdide işaret etmeden nadiren bir konuşma yapmaları şaşırtıcı olmamalıdır. Gerçekten de, bir dizi ABD'li general ve eski asker şu anda Çin'in Tayvan'ı tam olarak ne zaman işgal edeceğini tahmin etmek için yarışıyor ve 2024'ten on yılın sonuna kadar değişen tarihler veriyorlar.
Çin uzun zamandır hedefinin 2049 yılına kadar (Çin Komünist Partisi'nin ABD'nin müttefiki Kuomintang'ı Tayvan adasına sürmesinden bir asır sonra) dünyanın süper gücü olarak ABD'nin yerini almak olduğunu açıkça ifade etmiştir. Tayvan'ı geri almak Pekin'in her zaman dile getirdiği bir hedef olmuştur. Çin, ekonomik gücünü dikkatlice inşa ettiği için genellikle diğer ABD'li rakiplerinden daha az saldırgan olmuştur, ancak küresel kapitalist kriz Çin'in de yakasını bırakmamıştır. Kuşak ve Yol Girişimi'nin altyapısının çeşitli bölümleri boşa çıkarken, Çin şimdi de (zaten emlak balonunun patlamasıyla sarsılan) bankalarını kurtarmaya çalışıyor. Şimdi Çin'in söylemi ABD'ninkine benzemeye başladı, özellikle de ABD (Pasifik'te 300.000 askeri ve donanmasının %60'ı ile 400 üsse sahip) Asya'da Çin karşıtı bir dizi ittifak kurduğundan beri. Dünyanın ikinci askeri gücü olmasına rağmen (asker sayısı dışında) Çin askeri açıdan ABD'nin oldukça gerisindedir, ancak ABD'nin askeri gücü dünyanın dört bir yanına yayılmışken Çin kendi arka bahçesinde bölgesel bir savaş veriyor olacaktır.
Son 15 ayda yaşanan hiçbir şey bizi ya da diğer enternasyonalistleri şaşırtmadı. Ukrayna krizi, hem ABD hem de Rusya'nın bölünmüş ve yozlaşmış Ukrayna oligarşisi içinde kendi gruplarını desteklemesiyle neredeyse 20 yıl boyunca içten içe kaynadı. Tüm bu süre boyunca her iki taraf da diğerinin kaygı ve korkularına zerre kadar ilgi göstermedi. Kriz o kadar derin ki, emperyalist rekabet hiçbir rasyonel tartışmaya izin vermiyor - bu, Ukrayna savaşı on yıllardır dünya emperyalist düzenine musallat olan tüm gerilimleri büyüttüğü için sonunda hepimizi sıfırlayacak sıfır toplamlı bir oyun.
== İşçilerin Vatanı Yoktur
Ekonomik durgunluğun yaşandığı son kırk yıldır, işçiler her yerde geri çekiliyor. Ücretlerimizin düşürüldüğünü ve çalışma koşullarımızın daha da dayanılmaz ve güvencesiz hale getirildiğini gördük. Egemen sınıf devleti bankaları kurtardığında 2007-8 mali çöküşü sıkıntılarımızı daha da arttırdı, çünkü bu kurtarmanın bedeli işçiler tarafından gerçek ücretleri daha da düşüren "kemer sıkma" yoluyla ödendi. Şimdi de yüksek enflasyonla karşı karşıyayız, ancak dünya liderleri ("oligarkların" her yerdeki temsilcileri) 40 yıldır kaybedilenleri bile telafi etmeyecek ücret artışlarını ödeyecek para olmadığını söylüyorlar. Mülklerini ve yatırımlarını korumak için silahlara milyarlar bulabilirler ama çürüyen altyapıyı onarmak ya da sağlık ve eğitime yatırım yapmak için değil.
Ancak son bir yıl içinde bir şeylerin değişmeye başladığına dair işaretler var. İran'dan Avrupa ve ABD'ye kadar dünyanın dört bir yanında yaşam standartlarındaki düşüşe ve diğer saldırılara karşı grev yapan milyonlar bize bir umut ışığı sunuyor. Ancak şu an için işçilerin çoğunluğu anlaşılabilir bir şekilde hala tereddütlü. Son birkaç on yıl, düşük güven ve beklentileri miras bıraktı. Birçoğu hala solcu bir politikacının ya da sendika bürokratının şapkadan tavşan çıkararak hayatı daha katlanılabilir hale getireceğine dair zayıf bir umuda sahip. Ancak kapitalist bir krizin ortasında bunun için gerçek bir alan yok. Ve mücadelemiz sadece "adil paylaşım" için verilen bir mücadeleden daha fazlası olmalıdır. Son iki yüzyılın tarihinin gösterdiği gibi, kapitalist sistem işçilerin kazanımlarına uzun süre tolerans göstermeyecektir. Kâr talepleri daha fazla sömürü gerektirecek ve bu da pek çok biçim alacaktır.
Dolayısıyla kendi çıkarlarımız için gerçek mücadeleyi başlatmak zorundayız. Bu ne anlama geliyor? Tüm cephelerde bize yönelik saldırılara karşı kolektif olarak nasıl örgütleneceğimizi yeniden öğrenmek anlamına geliyor. Grevler ve gösteriler bu nedenle yalnızca bir başlangıçtır. Diğer işçilerle her yerde bağlantı kurmadıkları sürece göstermelik direnişler olarak kalırlar - izole edilmiş işyerleri ve hatta bölgeler kendi başlarına kazanamazlar. Etkili kolektif eylem, herkesin aktif olarak katılması gerektiği anlamına gelir. Tüm işçilerin kitlesel toplantıları (meclisleri) tarafından seçilen ve onlar tarafından geri çağrılabilen grev komiteleri, işçilerin bunu başarabileceği "nihayet keşfedilmiş biçimdir" (Marx).
Ancak mücadelede başarı için tek kriter bunlar değildir. Ne için mücadele ettiğimizin ve risklerin ne kadar yüksek olduğunun bilincinde olmalıyız. Söz konusu olan, savaşlara ve diğer felaketlere yol açan kapitalizmin ve onun ücret ve kar sistemi yoluyla sömürüsünün ortadan kaldırılmasından daha azı değildir. (Bu süreçte, işçileri ırk, cinsiyet ve cinsel yönelim, yetiştirilme tarzı ya da her neyse ona göre bölmenin alışılagelmiş yollarını tasfiye etmek). Kapitalizm savaş propagandasını hızlandırdıkça bizi bir kez daha "ülkemiz" ya da "demokrasi" için ölmeye çağıracaktır. Ancak "işçilerin ülkesi yoktur". Bizler "ulusların zenginliği" (Adam Smith) olan topraklara ya da fabrikalara sahip değiliz. Bu, mülk sahibi kapitalist sınıfın ayrıcalığıdır. İşçilerin bu emperyalist savaşlarda herhangi bir tarafı desteklemekte hiçbir maddi çıkarı yoktur. Onların servetlerini korumak için canımızı vermemizi sağlamak için öne sürülen tüm bahaneleri ve mazeretleri reddediyoruz. Onların demokrasisi bir sahtekarlıktır. Kim kazanırsa kazansın sistemin güvenliğini sağlayan bir siyasi oyunun kurallarını belirlemişlerdir. Parlamenter temsil sistemleri "para babaları için demokrasi "den başka bir şey değildir.
Ücret kesintilerine ya da savaşa karşı mücadele ederken sloganımız değişmiyor: Savaşmaya Değer Tek Savaş Sınıf Savaşıdır!
-- Enternasyonalist Komünist Eğilim _
1 Mayıs 2023
