1. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali münferit bir eylem değildir. 1945'ten beri görülmemiş bir şekilde daha da genelleşmiş bir savaşla tehdit eden yeni bir emperyalist rekabet döneminin başlangıcıdır.
2. Bugün hiçbir ülke kapitalist sistemin dışında değildir. Emperyalist rekabetin yoğunlaşması, kapitalizmin şu anda onlarca yıllık olan hala çözülmemiş ekonomik krizinin bir ürünüdür. O dönemde kapitalizm, kâr oranındaki düşüşün yol açtığı ekonomik krizi yönetmek için birçok tedbire başvurmak zorunda kaldı. Bunun dünya işçi sınıfına getirdiği şey, daha yoğun bir sömürü, daha fazla iş güvencesizliği ve işçilerin ürettikleri zenginlikteki payda devam eden bir düşüş. Bu sistem sadece savaşa yol açmakla kalmıyor, doyumsuz kâr arayışı da gezegenin yok olmasına neden oluyor.
3. Ancak küreselleşme, finansallaşma ve sözde neo-liberalizm, yani kâr oranındaki düşüşe verilen tüm karşılıklar, küresel spekülatif balonun 2008'de çarpıcı biçimde patlamasıyla sonuçlandı. Krizi çözmediler, yalnızca krizi idare ettiler. Sistemin çelişkileri artıyor ve hiçbir devlet bunlardan muaf değil.
4. En göze çarpan çelişkilerden biri, Batı'nın 1980'lerde yatırımları düşük ücretli ekonomilere aktarmasıdır. Bundan en fazla yararlanan, ekonomisini, Batılı işçilerin azalan gelirleri üzerindeki baskıyı hafifletmek için ucuz mallar tedarik etmek uğruna düşük ücretli işgücünü kitlesel olarak sömürerek inşa eden Çin oldu. Dünya kapitalizmi için bu rahat düzenleme, Çin'in ekonomik yükselişi gezegen genelinde ABD ile rekabet etmeye başlar başlamaz dağılmaya başladı. Ekonomik kolaylık evliliği kayalara çarptı ve spekülatif balonun 2008'de patlamasından sonra daha görülür hale geldi; böylece sistemin zaten var olan çelişkilerini yoğunlaştırdı.
5. Eğer devletler finansal sistemin borçlarını ödemek için müdahale etmemiş olsaydı, bu balonun patlaması 1929'dan beri görülmemiş bir küresel kapitalist krize yol açacaktı. Ancak parasal genişleme, ne genel krizi ne de sömürünün insanlık dışı seviyelere çıkmasını çözdü. Kapitalizmin gerektirdiği şey, mevcut varlıkları silmenin ötesine geçen büyük bir sermaye devalüasyonudur ve bu da genelleşmiş bir savaşı gerektirir. Genelleşmiş bir savaşa yönelik bu itici güç bir süredir ivme kazanıyor. Dünya liderlerine giderek daha az seçenek kaldığı için, “ulusal çıkarların” ne olduğu üzerine uzlaşmaya giderek daha az yer kalıyor. Ne kadar çaresiz hale gelirlerse, insanlığın geleceğini tehdit eden kitle imha silahlarını kullanma olasılıkları o kadar artıyor (iklim değişikliğinin yarattığı gerçek tehditten bile daha kısa sürede). Aslında, küresel savaşın tehdidi, doğal kaynakların hızla tükenmesinin ve giderek artan krizlerle dolu bir sistem tarafından çevrenin tahrip edilmesinin bir sonucu olarak halihazırda meydana gelmekte olan çevresel felaketle bağlantılıdır.
6. Bu felaketi ve genel olarak savaşı önleyebilecek tek güç, kolektif gücü önce savaş çabasını felç etme, sonra da kapitalist düzeni devirebilme potansiyeline sahip olan dünya işçi sınıfıdır. Dünyanın her yerindeki ücretli işçiler, sömürücülerinin eline geçen dünyanın zenginliğinin yaratıcıları olarak ortak bir maddi pozisyonu paylaşırlar. Bu nedenle, savunacakları hiçbir ülkeleri ve ulusal çıkarları yoktur. Yalnızca onlar; hiçbir devletin olmadığı, üretimin işbirliğine dayalı olduğu ve birkaç kişinin kârını değil, herkesin ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlandığı yeni bir sınıfsız toplumu yaratabilecek konumdadır. Bu nedenle, insanların yapabileceklerini verdiği ve yalnızca ihtiyaç duyduklarını aldığı, özgürce bir araya gelen üreticilerden oluşan bir dünya topluluğu için koşullar mevcuttur.
7. Bunu başarmak için işçi sınıfının örgütlenmesi veya belki de yeniden örgütlenmesi gerekiyor. Ücret kesintileri ve benzerlerine karşı günlük mücadelede işçiler, mücadelelerini birleştirmek için tüm işçiler tarafından seçilen ve geri çağrılabilecek grev komiteleri oluşturmaya mecbur kalacaklar. Ancak bu tek başına kapitalistlerin saldırılarını durdurmaz. Patronlar ve onların sendika suç ortakları tarafından, bir sektör veya işyerindeki ayrı mücadelelerin kolaylıkla üstesinden gelinir. Her grev komitesinin, mevcut devletin üstesinden gelme sürecini başlatabilecek daha geniş bir sınıf hareketinde birleşmesi gerekir.
8. Bu süreçte bazı işçilerin kapitalist varoluşun çıkmazını diğerlerinden önce kavraması kaçınılmazdır. İleriye dönük net bir yol sunmak için öncekilerin siyasi olarak enternasyonal düzeyde örgütlenmesi zorunludur. Bu hemen gerçekleşmeyecek, özellikle de şiddetli kapitalist saldırı karşısında işçi mücadelelerinde onlarca yıllık düşüşten sonra. Bununla birlikte, bugün Ukrayna'daki durum, hükümetlerin her yerde işçiler için ne hazırladığına dair bir uyarıdır ve yalnızca günlük sömürüye değil, aynı zamanda “liderlerimizin” siyasi planlarına da yanıt vermemiz gerekiyor.
9. İnsani felaketin mevcut durumunda, tarih şimdi yeni ve umutsuz bir dönüş yapmış olsa bile, bir sınıf hareketinin yakında ortaya çıkabileceği konusunda hiçbir ilüzyona sahip değiliz. Hem sömürüye hem de savaşa karşı birlikte bir şeyler inşa etmemiz gerekiyor. Ukrayna'daki mevcut kriz bazı yamalı anlaşmalarla sonuçlansa bile, bu sadece bir sonraki emperyalist çatışmanın tohumlarını ekecektir. Ukrayna'nın işgali, Rusya'yı şimdiden Çin'in kollarına attı ve NATO ile AB'yi ABD ve amaçları etrafında topladı.
10. Kapitalizm savaş demektir ve durdurulması gereken de kapitalizmdir. Bu nedenle, nerede olursak olalım “No War but the Class War” (“Savaşmaya Değer Tek Savaş Sınıf Savaşı”) komiteleri kurmayı öneriyoruz ve tüm milliyetçiliklere karşı çıkan ve savaşmaya değer tek savaşın kapitalizm ve onun kanlı emperyalist çatışmalarını sona erdirmek için verilen sınıf savaşı olduğunu kabul eden bireyleri ve grupları bu komitelere katılmaya davet ediyoruz. Bu, günümüzün dağınık devrimci azınlıklarının güçlerini birleştirmesine ve daha geniş bir işçi sınıfının savaşma zorunluluğumuz mesajını almasına olanak sağlayacaktır.
11. “Savaşmaya Değer Tek Savaş Sınıf Savaşı” enternasyonal bir girişimdir, ancak Enternasyonal değildir. Bu ancak, sınıf savaşı küresel kapitalist düzeni devirebilecek bir harekete dönüştüğünde gerçekleşecek. Bununla birlikte, birinin ya da diğerinin desteklenmesi gereken “kötünün iyisi” olduğuna karar verip apaçık bir şekilde şu ya da bu emperyalizmin safında yer alarak veya emperyalist savaşı sınıf savaşına çevirme gereğini reddeden pasifizmi destekleyerek işçi sınıfının kafasını karıştıran ve onu kendi mücadelesine atılmaktan alıkoyan sosyal demokrat, Troçkist ve Stalinist politikaların tümünü reddeden farklı kökenlerden devrimciler için siyasi bir pusula sunuyor.
12. Son olarak, bunun temelde sadece “normale” dönüş çağrısı olan bir pasifizm çağrısı olmadığını vurgulamalıyız. Sorun “normal” ile ilgili – Sorun savaşa yol açan güçleri yaratan kapitalist sistemin kendisidir. Kapitalizmin sona ermesini istemeden savaşa karşı olmak, ikincisi birincisinin varlığı için gerekli koşul olmasına rağmen, sermayenin sömürü sistemini devirmeden kâr üretmemesini beklemek gibidir.
Eğer burada bahsedilenler, sizin durduğunuz noktanın geniş bir özetiyse, sizlerle iletişim kurmak isteriz.
-- Enternasyonalist Komünist Eğilim’in Yoldaşları
